sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2015 Cuma

Hafızayı Güçlendirme Yolları! Hafızayı Nasıl Güçlendirebiliriz?

       Günlük hayatta pek çok kişi unutkanlıklarından, önemsiz gibi görünse de aslında değerli olan şeyleri hatırlayamamaktan şikayet etmekte. Kazanılması gereken sınavlar, akılda tutulması gereken detaylar, tarihler, isimler, özel günler, çalışılan dersler, hazırlanan proje detayları derken unutulan, gözden kaçan pek çok şey olduğunu fark edersiniz. Hafızamız ne yazık ki bizi bazen yarı yolda bırakabiliyor. Oysa biz farkında değiliz ki, çok yoğun çalışma dönemine girdiğimiz sınavlar, aldığımız fazla kilolar, yediğimiz yemekler, bozulan uyku düzenimiz bile beyin devrelerimizi köreltebiliyor.     
       Uzmanlar 20 li yaşların ortalarından itibaren kavrama potansiyelinin düşmeye başladığını söylüyor. 
       Peki hafızamızı güçlendirebilmek bizim elimizde olabilir mi? Tabii ki de! Ona iyi bakarsak, neden güçlenmesin? İşte beynimizi, hafızamızı nelerin güçlendireceğini, nelerin köreltebileceğini bu yazımızda derledik;


                                                                         (görsel alıntıdır.)

Uyku düzeninize önem verin

      Uyku, tüm organların çalışma potansiyelini biraz düşürüp kendilerini dinlenmeye aldıkları bir süreçtir. Buna beynimiz de dahil. En az 6 saatlik bir uyku, vücudun ve beynin ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimi. Uzun süreli uykusuzluk, beyine hasar veriyor. Ayrıca, vücut uyku halindeyken melatonin hormonunu salgılıyor. Bu hormon vücudun ritmini düzenliyor. Melatonin, ömrü uzatan, yaşlanma etkilerini azaltan, bağışıklığı güçlendiren ve stresi azaltan bir hormon. Gece karanlığında daha fazla salgılandığından, uyku saatinizi erkene çekmeniz, karanlığın getirisinden faydalanabilmeniz için oldukça yararlı olacaktır.

Beyninizi besleyin
     
     Tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin de beyin üzerinde yarattığı etki yadsınamaz. Tahıllı yiyecekler, balık, kırmızı et, yumurta, yabanmersini, bitter çikolata, yeşil çay, sarımsak, soğan, biber, yeşil yapraklı sebzeler, ceviz / fındık gibi kabuklu gıdalar, kahve, goji (kurt üzümü), ve tabi ki beynin vazgeçilmezi su hafızayı güçlendiriyor. Her 15 dakikada bir su yudumlamanız, yorgunluğunuzu alacaktır. C, E, B16, B12 vitaminleri de beyindeki zararlı maddeleri temizliyor ve hafızanın güçlenmesine destek sağlıyor. 
      Kahvenin sağlık üzerindekileri etkilerinden buradaGoji (Kurt Üzümü) meyvesinin eşsiz zenginliklerinden ise burada daha önce bahsetmiştik.

Alkol, sigara ve stresten uzak kalın

      Çok hafif bir stres, dikkati daha iyi toparlamaya, sorumluluk bilinci oluşturmaya yardım ediyor. Fakat kimse stresini ayarlayamıyor. Küçük sorunlar bile birer dağa dönüşüyor. Stres, çok hafif olmadıkça ne sağlığa, ne beyine, ne de hafızaya iyi gelmiyor. Aksine yoğun stres, size bildiklerinizi de unutturuyor, sağlığınızdan da ediyor. Stresten uzak kalmaya özen gösterin.
      Alkol de stres gibidir, çok az bir miktarı yararlıdır. Kan dolaşımını hızlandırır, vücuda iyi gelir. Fakat alkolün de dozunun arttırılması, sağlığa çok zarar veriyor, hafızanızı geriletebiliyor.
      Sigaranın ise az-çok ayrımı yapmaksızın zararlı olduğunu, sadece hafızaya değil tüm vücudunuza zarar verebildiğini belirtmekte fayda var. Sigara kullanıyorsanız, bırakmaya gayret gösterin.


                                                                               (görsel alıntıdır.)

Beyin egzersizi yapın, beyninizi zorlayın

       20'li yaşların ortalarından itibaren kavrama potansiyelinin düşmeye başladığını, yazımızın başında belirtmiştik. İşte kavrama potansiyelinizi düşürmeyecek, yükseltecek çok değerli bir tüyo; yeni ve karmaşık şeyler öğrenin, beyninizi zorlayın.
         Bunun için yapılacak çok değerli beyin jimnastiklerini şu şekilde örnekleyebiliriz;

  • Bulmaca çözmek
  • Satranç oynamak
  • Yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmek
  • Yeni bir yabancı dil öğrenmek
  • Düzenli olarak kitap okumak
  • Problem çözmek
  • Zeka oyunlarına yönelmek
  • Yoga yapmak
  • Meditasyon yapmak
  • Dans dersleri almak
Unutmayın ki, beyin çalıştıkça güçlenen, gelişen bir organdır. Hafızanızı güçlendirmek için hem kendinize yeni uğraşlar edinmiş olun, hem de beyninize egzersizler yaptırın.

Vücut egzersizi yapın

Tabii ki beden sağlığınız da beyninizi ve hafızanızı etkiliyor. Haftada sadece dört gün, dışarıda yapacağınız 30-45 dakikalık bir yürüyüş bile beyinde kan dolaşımını hızlandırıyor, beyine ve hafızaya iyi geliyor. Düzenli vücut egzersizleri yapan kişilerde, hem beden sağlığı hem de beyin ve hafıza sağlığı daha da gelişiyor.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Ojelerden Gelen Tehlike! Oje Deyip Geçmeyin...

Biz bayanlar için ellerimizin duruşu çok önemlidir. Bakımlı tırnaklara, yumuşacık kibar ellere sahip olmak isteriz. Bu yüzden manikürsüz dışarı çıkmaz, ellerimizin kurumasına izin vermeyiz. Cildimize sürdüğümüz kremleri satın alırken içeriğindeki maddelere dikkat ediyor, bu konuda epey hassas davranıyoruz ama ya ojeler? Ojeler hangi maddeleri barındırıyor, sağlığa bir zararı olabilir mi, tercihlerimiz ne yönde olmalı diye hiç birimiz dikkat etmiyoruz. Rengi güzel ise, kıyafetlerimize uyuyor diye hatta şişesinin şekli çok şeker diye düşünüp hepsini satın alabiliyor, sürebiliyoruz. Oysa ojelerin de bir kimyasal birleşim olduğunu, doğadan gelmediğini biliyoruz. Ben de bu araştırmayı yapmadan önce çoğunlukla Flormar ve Golden Rose 'dan oje satın alsam da, rengini, duruşunu çok beğendiğim bilinmedik markalardan da oje satın aldığım oluyordu. Fakat araştırdıktan sonra, oje aldığım markanın ismine inanın çok dikkat eder oldum. Neden mi? İşte cevapları;     



       (görsel alıntıdır.)


Ojedeki Zehirli Üçlü!

Ojelerde toluen, formaldehit ve BDP adlı üç kimyasal madde kullanılıyor. Sebepleri şöyle sıralanabilir;
Toluen: Bu madde ojenin rengini kalıcılaştırmak amaçlı kullanılan bir madde. Oysa kendisi vernik, benzin gibi maddelerde bulunan kimyasal bir olgu. Ojenin yanı sıra uçak, ayakkabı, plastik, boya gibi maddelerin yapımında da kullanılıyor. 
Formaldehit: Bu madde tırnağın sertleşmesini sağlayan zararlı bir madde. Kimyasal olarak genelde koruyucu olarak kullanılıyor.
BDP: Tırnağın kırılmasını önlediğinden ojede kullanılıyor. Oysa kimyasal olarak çözücülere, kokulara ve plastiklere koyulan bir maddedir. Bu maddenin kullanımı AB'de yasaklanmış. 

Bu Maddelerin İnsan Sağlığına Etkileri Nelerdir?

Toluen: Tırnaklarınıza oje sürerken tırnak etine taşırmanız durumunda derideki gözeneklerden vücut içerisine girebiliyor. Toluen'nin insan vücudundaki etkilerinin ise kansızlık, kemik oluşumunun engellemesi, felç, koma, kavrama yetersizliği, körlük, hepatit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlayabildiği söyleniyor.
Formaldehit: Madde tırnak eti ve tırnak ile temas ettiğinde kimyasal yanıklara, kabartıya neden olabiliyor. Vücuda az miktarda bile alınması deri, göz, solunum sistemi tahrişlerine neden oluyor. Fazla miktarda alınması ise akciğer şişkinliği, kalp ritmi düzensizliği ve hatta ölüme dahi yol açabiliyor.
BDP: Vücutla temasında akciğerlerde tahrişe, sinir ve üreme sisteminde zehirlenmeye ve hormonların bozulmasına neden olabiliyor.


Peki Hangi Kozmetik Markaları Ojelerinde Bu Zehirli Maddeleri Kullanmıyor?

Hal böyle olunca, sağlığa aşırı önem veren biri iseniz ve oje olmazsa olmaz diyorsanız benim gibi aklınıza hangi ojelere güvenebileceğiniz takılmış olabilir. Aslında önemli olan, bilmediğiniz markaları kullanmamanız. Oldukça büyük, popüler markaların çoğu ojelerinde sağlığa zararlı kimyasalları kullanmıyor. Hangileri mi?
İşte ojelerinde bu üç zehirli maddeyi kullanmayan markaların listesi;

Yves Rocher
The Body Shop
Sally Hansen 
O.P.I
Chine Glaze
Pastel
Flormar
Golden Rose
Chanel
Mavala

Tıpkı bakım kremlerinin içeriğindeki maddelere dikkat ettiğimiz gibi, oje alırken de markaların etiketlerine dikkat etmemiz, bu üç maddeyi barındırmadığından emin olmamız gerekiyor. Bu yüzden yukarıda belirtilmiş, bu üç zehirli maddeyi ojelerinde kullanmadığını bildiğimiz markaları ağırlıklı olarak tercih edelim, bilmediğimiz markalar ile sağlığımızı hiç bir zaman riske atmayalım.
Sağlıklı Günler! :)

22 Aralık 2014 Pazartesi

Türk Kahvesinin Sağlığa Yarar Ve Zararları Nelerdir?

Kahvenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini biliyor muydunuz?   

Türk geleneklerinde kahve, özenle yapılır. Bol köpüklü, bol kahve çekirdekli harika bir içecektir. Ne yazık ki kız istemeden kız istemeye yapılır bir hal alsa da, ben köpüklü türk kahvesini çok tüketiyorum ve sağlık üzerindeki etkilerini araştırmadan geçemedim. İnsan sağlığı üzerinde oldukça önemli yararları olduğunu sizlerle de paylaşmak isterim. Tabii ki unutmamamız gereken; her yiyecek içecekte olduğu gibi, kahvenin de çok aşırı tüketilmesinin sağlığa yarar değil zarar sağlayabildiğini belirtmekte fayda var. Herşeyin dozunu ayarlamamız gerekli. 
Şimdi kahvenin dozunda tüketildiğinde vücuda sağladığı eşsiz yararları, ve gereğinden fazla tüketildiğinde neden olduklarını hep birlikte inceleyelim.


Kahvenin Sağlığa Yararları;



  • Depresyondan uzak tutar
  • Alkolizm tedavisinde kullanılabilir
  • Cilde yararlıdır ve selülite karşıdır
  • Bağırsakları düzenler
  • Safra taşı oluşumu riskini azaltır
  • Kalp rahatsızlıklarına karşın faydalıdır
  • Kolesterolü düşürür
  • Konsantrasyonu arttırır
  • Düşünme potansiyelini yükseltir
  • Bağımlılık yapar
  • Kanser hücrelerinin çoğalmasını engeller
  • Felç riskini düşürür
  • Sabah tüketilen kahve stresi yok ediyor (hastalıkların çoğunluğunun stres kaynaklı oluştuğunu düşünürsek, eşsiz bir yardımcı)
  • Baş ağrılarına, ağrı kesiciden daha yüksek bir etki yapıyor

Bilim insanların yaptıkları araştırmalar ve edindikleri istatistiklere göre, her gün 1 fincan kahve içen bir insanın, nadiren kahve tüketen bir insana kıyasla felç geçirme olasılığı %20 daha azdır.

Kanser hastalıklarında, içeriğindeki maddeler sayesinde kanser hücrelerinin üremesini engelleyen bir yapıya sahiptir.


Baş ağrılarında, bir ağrı kesiciye oranla kahvenin etkisinin %40 daha yüksek olduğu saptanmış.


Aşırı Tüketilmesi Durumunda Kahvenin Sağlığa Zararları;



  • Kahvenin aşırı tüketimi, kalpte ritim bozukluğuna
  • Tansiyon yüksekliğine
  • Çeşitli mide rahatsızlıklarına
  • Migren hastalığına
  • Göz rahatsızlıklarına yol açabiliyor.

Kafein maddesi, yumurtlamayı yani doğurganlığı olumsuz yönde etkilemekte. Bu nedenle aşırı kahve tüketimi hem doğurganlığa olumsuz etki yapıyor hem de hamilelikte bebeğe zararlı olabiliyor. Hamile bayanlar için günlük kahve içeriğinin 300 mg ı geçmemesi söyleniyor. 


Günde en az 125 mg kahve tüketilmesi göz tansiyonuna yol açıyor. Kahve tüketimini daha da abartmak, ilerki yaşlarda körlüğe dek götürebiliyor.


Daha önce yapılan araştırmalar her gün, günde 2 fincandan daha çok kahve tüketiminin kalp rahatsızlıklarının oluşma olasılığını arttırdığını söylese de, yeni yapılan araştırmaya göre bilim adamları çok fazla kahve tüketen insanların aynı zamanda sigara tüketimi gibi alışkanlıklarının da çok olduğunu ve kalp rahatsızlıklarının sebebinin muhtemelen kahve olmadığını düşündüklerini vurguladılar.


Peki kahve ölçüsünü neye göre anlarız?


Bir fincan Türk kahvesinde 50 mg kafein bulunuyor. Bu kafein, insanların vücutlarından hemen attıkları bir miktar. Türk kahvesi dediğimiz kahve fincanı bunun için tam ideal ölçülere sahip. Dolayısıyla günlük 1 fincan türk kahvesinin hiç bir zararı yoktur. Günlük 2 fincan türk kahvesi de, günlük 100 mg kafeine tekabül eder ve vücuda zararlı değildir. Fakat günde 2 fincanı geçirmemiz, sağlığımız için yararlı değildir. 


Sağlığımıza, vücudumuza harika yararları olan türk kahvesini, günde 2 fincana dek tüketebilirsiniz. Her yiyecekte, içecekte olduğu gibi dozunu kaçırmamak kaydı ile. 



Peki Türk Kahvesi Nasıl Yapılır?

Fotoğraflardaki kahve fincanı, kendi yaptığım kahve. Daha önce sitemde türk kahvesinin nasıl yapıldığını anlatan bir yayın paylaşmış, hatta ileride kahvenin yararlarından bahsedeceğimi de o yayında belirtmiştim. Kahvenin nasıl yapıldığını incelemek isterseniz burayı tıklamanız yeterli. 


Sağlıklı günler! :)

26 Kasım 2014 Çarşamba

Bıldırcın Yumurtasının Bilinmeyen Faydaları

Bıldırcın yumurtasını pek çoğumuz tüketmiyoruz. Tüketsek de, çoğumuz bıldırcın yumurtasının insan vücuduna ne gibi bir yarar / zarar sağladığını bilmiyoruz. Dilerseniz hep beraber, pek de yüzüne bakmadığımız bu besinin sıklıkla tükettiğimiz tavuk yumurtasına nazaran ne kadar fazla bir besleyiciliği olduğunu öğrenelim;
 


                     
 Bıldırcın yumurtasının içeriğinde neler var?

  • Bıldırcın yumurtası, tavuk yumurtasından 9 kat daha fazla proteine sahip
  • 8 kat fazla demir
  • 15 kat B12 vitamini
  • 6 kat B1
  • 5 kat fazla fosfora tekabül etmekte.
                      
Bıldırcın yumurtasının sağlığımıza ne gibi etkileri var?


  • Üst solunum yolları rahatsızlıklarına birebir bir tedavi niteliğinde
  • Doğal bir antibiyotik etkisi gösterir
  • Kişiye güç verir, zinde hissettirir
  • Protein eksikliğini giderir
  • Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimine çok iyi bir yardımcı
  • Bağışıklığı arttırır, iştahı açar
  • Cinsel gücü arttırır
  • Ameliyat sonrası iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırır
  • Öksürük, alerji, astım gibi hastalıklarda iyi bir tedavi ilacıdır
                     
Astım ve üst solunum yolu hastalıklarında nasıl tüketilmesi tavsiye ediliyor?


Özellikle doğal bıldırcın yumurtasının bulunması tavsiye ediliyor. Üst solunum yolu rahatsızlıklarında tavsiye edilen kullanım, bir bıldırıcın yumurtasının bir su bardağına kırılması, üzerine bir kaşık bal dökülmesi ve ardından ılık süt doldurup karıştırılması yönünde. Ayda en az 5-10 kez bu şekilde bıldırcın yumurtası tüketilmesi ve buna en az 3 ay devam edilmesi, rahatsızlıklar için tavsiye edilen bir kullanım tipi.

                           
Bıldırcın yumurtası nasıl tüketilir?

Fotoğrafta da gördüğünüz gibi, pek çok marka bıldırcın yumurtasını piyasaya sürerken içeriği, kullanımı hakkında bilgi veriyor.





Bunların yanı sıra, tavuk yumurtası ile yaptığınız bütün yemekleri bıldırcın yumurtası ile de yapmanız mümkün. Biz evimizde daha çok haşlamayı tercih ediyoruz. Çiğ tüketmeniz, pişirmeniz de size kalmış bir tercih.




                                            (Fotoğraftaki Converse Tırnak Tasarımım için burayı tıklayabilirsiniz.)

Bıldırcın yumurtasına her markette rastlamanız mümkün. Çok uygun fiyatlara, bu minik kutularda satın alabilir ve daha sağlıklı yaşayabilirsiniz.





                            Tüketimde  dikkat edilmesi gereken nokta;

Bıldırcın yumurtasında çok yüksek bir protein değeri bulunduğundan bebeklere, küçük yaştaki çocuklara verilmesi tavsiye edilmiyor. Küçük çocukların böbrekleri yetişkinler kadar gelişmediğinden, aşırı proteini kaldıramayabiliyor. Bu nedenle bilinçsiz tüketimden her zaman kaçınmak gerektiğini de not düşmemizde fayda var.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Domatesin Sağlığa Yararları

Merhabalar :)       
Amasya'ya gittiğimizde minik domateslerimizi de görüntülemeyi ihmal etmemiştim. Evimizin önünde ufak bir bahçemiz var. Dedem ve anneannem, evin biber, domates, pırasa, mısır, kavun, karpuz, soğan, salatalık gibi mutfak sebzelerini bu bahçemizde kendi elleriyle yetiştiriyorlar. Bize de organik sebzeleri afiyetle yemek düşüyor. :)
Bu yaz kuraklık yaşanmış orada, sebzelerimiz ne yazık ki eskisi kadar büyük ve çok değildi. Belli bir düzeye kadar gelişebilmişlerdi.





Eh tabi ki, bana da domatesleri görüntülemişken, domatesin sağlık üzerindeki etkisini araştırıp sağlık kategorimde yayınlamak kalıyor. Bakalım uzmanların da sürekli tavsiye ettiği bir sebze olan domates, insan sağlığına neler kazandırıyormuş? 




  • Hipertansiyon hastalarında domates, tansiyon düşürücü bir özelliğe sahip
  • Yaz aylarında düzenli olarak domates yemek, cildi güneş ışınlarından koruyor
  • Domatesin A vitamini bakımından zengin olması, saç sağlığını koruyan bir etken
  • Eklem iltihabı ağrılarını azaltıyor
  • Kan şekerini dengeliyor
  • Ciltte, yaşlanmanın yarattığı olumsuz etkileri azaltıyor
  • Diyet yapanlara büyük bir yardımcı. Domatesin düşük kalorili olması hem kilo vermeye yardımcı, hem günlük  A ve C vitaminini karşılıyor hem de tok tutuyor
  • C ve E vitaminleri sayesinde kalp ve damar sağlığını koruyor
  • Kanser hastalıklarına tedavi niteliği taşıyor özellikle de erkeklerdeki prostat kanseri oluşumu riskini azaltıyor
  • Domates suyu cilde canlılık ve güzellik getiriyor
  • Vücutta biriken zehirli maddelerin vücuttan uzaklaşmasına yardım ediyor
  • Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım ediyor





Domatesin tüm bu güzelliklerinin yanı sıra, uzmanların uyardığı önemli bir nokta bulunuyor. Domatesler henüz yeşilken tüketmememiz gerektiği.. Çünkü yeşil domateste sağlığa zararlı bir madde bulunuyormuş. Bu madde de, ancak domatesin olgunlaşıp kızarması ile yok oluyormuş. Bu nedenle, yediğimiz domateslerin kırmızılığına çok önem vermemiz gerekli. 

Herkese sağlıklı günler! :)






28 Ekim 2014 Salı

'Sarılmanın' Sağlık Üzerindeki Bilinmeyen Etkileri!

Yoğun iş/okul temposu, uzun soluklu çalışmalar, çeşitli dış etkenler yahut psikolojik kötü hissiyatler.. Hepsi hepimizin zaman zaman hatta çoğunlukla yaşadığı ve bizleri strese sürükleyebilen etkenler. Stresli bir yaşamın ise insan sağlığı ve psikolojisi üzerindeki olumsuz hatta hastalıklara dek götüren etkilerini hepimiz az çok biliyoruz. Peki stres insan sağlığına bir etkide bulunuyor da, sarılmak eylemi hiç bir etkide bulunmuyor mu? Tabii ki de bulunuyor!      

İşte beni en çok etkileyen ve bilinmeyen araştırmalardan bir tanesi..



                                                      (görsel alıntıdır.)

North Carolina Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Strese girdiğimiz zamanlarda salgılanan kortizol hormonu, en azından 20 saniye süren bir sarılma sonucunda normal seviyesine düşüyor! Ve yine aynı araştırma, sarılma sonucunda oksitosin denilen aynı zamanda 'bağ kurma' olarak da anılabilen hormonu salgıladığımızı bu nedenle de 'sevgi', 'önem vermek' 'değer vermek' gibi duygularımızın harekete geçtiğini söylüyor. 

Aynı zamanda sarılmak eylemi kan basıncını düşüyor. Yani kan basıncının dengede tutulması, kalp krizi gibi kan basıncı ile alakalı pek çok hastalığa karşı da bedenimizi koruyor!


Psikolog Virginia Satir ise sarılmak eylemi için şunları söylüyor: 'Yaşamaya devam edebilmek için günde 4 kucaklaşmaya ve büyüyüp gelişebilmek için 12 kucaklaşmaya ihtiyacımız var.'


Ben de hep, 'neden içtenlikle sarılmalarım, bana huzur veriyor, mutlu ediyor?' derdim. Sarılmak bugüne dek bana kendimi çok iyi hissettiren bir eylem oldu. Hele ki çok sevdiklerimle!


Sadece sarılmış olmak için değil, kendinizi kötü hissettiğiniz her an sevdiklerinize içtenlikle uzun uzun sarılın. Çünkü insanlar özellikle kendilerini çok yalnız hissettiklerinde fiziksel temasa ihtiyaç duyar. Fiziksel temas, onlara bilinç altında yalnız olmadıklarını fısıldar ve kendilerini iyi hissederler. Çoğumuz sevdiğimiz insanlarla uzun uzun sarılmanın bizi iyi hissettirdiğini fark etmişizdir fakat eminim ki kalp krizi dahil pek çok hastalıktan da bizi koruduğunu bilmiyorduk. Nasıl ki stres, kalp krizi, kanser boyutunda hastalıklara sürüklüyorsa bizi, sarılarak strese savaş açalım. Aileniz, sevgiliniz, eşiniz, çocuklarınız, yakın dostlarınız.. Her gün sarılın, kendinizi iyi hissedin ve onlara da önemli olduklarını hissettirin, huzur verin!

29 Ağustos 2014 Cuma

Böğürtlen Meyvesinin Faydaları

Merhabalar. :) Haydi itiraf edelim, çoğumuz böğürtlen tüketmiyoruz değil mi? Oysa ne muhteşem bir tattır bu meyve.. Neyse ki Amasya'daki köyümüzde bol miktarda yetişiyorlar. Yazları yiyorum. Fazlasıyla da seviyorum. Bana soracak olursanız, en harika meyve tadı, böğürtlene ait. Sizler için Amasya'daki böğürtlen çalılarımızı görüntülemeden dönmedim tabii ki. :)
  

Böğürtlenlerimiz yeni yeni olgunlaşıyordu ben Amasya'dayken. Haliyle büyük kısmı kızarmış, tek tük kararmış böğürtlenler gördüm. Kırmızılar çok ekşi ve çiğ, siyahlar ise olgun ve bal gibi desem yeridir. Haliyle koparacak siyah böğürtlen pek yoktu o an için. :)



Böğürtlenleri çekmiş iken, sağlık üzerindeki etkilerini de araştırdım. Sizlerle de bu etkileri paylaşacağım. Açıkçası beklentimin üzerinde etkilere sahip böğürtlenler. Köyümüzdeki kadınlar, bütün gün güneş ışığına maruz kalıyor fakat ciltleri uzmanların söylediği gibi, güneşten yıpranmış konumda değil. Aksine, yaşları hayli ilerlemiş olsa da yaşına göre çok az kırışıklığa sahipler. Sebebi böğürtlenmiş meğer! (Belki de orada organik olan, şehirde zehirli olan bütün herşey)



(Ah, iki adet kararmış böğürtlen buldum. Tahmin edeceğiniz gibi, tabii ki midemdeler.)

Dilerseniz bu baldan tatlı harika meyvenin yararlarına geçelim.


  • Kalorisi çok düşük olan bu meyvemizde, bir avuç dolusu böğürtlen yaklaşık 60 kalori ediyor. Tok tutmasının yanı sıra, diyet yapanlara özellikle önerilebilecek bir meyve
  • Yaşlanmaya karşı koruyucu bir etkiye sahip. Yaşlanma etkilerini azaltıcı bir yönde (İşte formül bu maddede gizli)
  • Kolesterol seviyesini azaltır
  • Yüksek oranda K vitamini içeriyor
  • Kanı temizliyor, kan basıncını düzenliyor
  • Göz rahatsızlıklarına iyi geliyor
  • Ağrı kesici bir etkisi mevcut
  • Tansiyonu dengede tutuyor
  • Bağışıklığı güçlendiriyor
  • Kanser karşıtı
  • C vitamini konusunda oldukça zengin
  • Sinir sistemini onarıyor
  • Şeker hastalığına karşı koruyucu bir etkiye sahip
  • Yaralara, yanıklara onarıcı etkisi var
  • Depresyona karşı koruyucu
  • Hafızayı güçlendiriyor
  • Solunum yollarına iyi geliyor

Bu harika meyveyi herkes tüketmeli! :)

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Goji Berry - Kurt Üzümü

Bugün sizlere yeryüzünün en mükemmel besinlerinden birini tanıtmak istiyorum. Özellikle kanser, kalp hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları gibi çok ciddi rahatsızlıklarla savaşmada fazlasıyla etkin. Sağlığınızı önemsiyor ve kaybetmek istemiyorsanız (ki sağlık kaybedilince değere biniyor genelde, ama siz kaybetmeden değer verenlerden olmaya bakın derim) ne yediğinize içtiğinize, zarar ve yararlarına dikkat etmeye gayret edin.



'Uzun ömür meyvesi' olarak da bilenen, 'kurt üzümü' de denilen bu muhteşem besin Goji'nin, yeryüzündeki en etkin besinlerden olduğunu kanıtlarcasına, faydaları say say bitmiyor. Dilerseniz maddeler halinde sıralayalım bunları;


  • Cilt sağlığında fazlasıyla etkin. Cildi çok iyi bir düzeyde korur
  • Cilt kanserinin oluşumunu engelleme yönünde etkili
  • Cilt kanserini ön aşamalarında %81 oranında azaltmakta
  • İçerisinde cildi besleyen pek çok madde bulunmakta. Takdir edersiniz ki kırışıklıkları de geciktirebiliyor
  • Ömür uzunluğunu arttırıyor
  • Harika bir kuvvet verici
  • Dünyadaki en yüksek antioksidan yiyeceklerinden biridir
  • Çok sayıda vitamin, mineral içerir
  • Kepekli buğdaydan daha fazla protein oranına sahiptir
  • Kalp ve kan basıncını düzene sokuyor
  • Kolesterolü düşürücü bir etkiye sahip
  • Hormonların, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlayan yağ asitlerini içeriyor
  • Büyüme hormonlarına olumlu bir etkisi var
  • Cinsel iktidarsızlığa yardımcı
  • Tümörle savaşı olumlu yönde etkiliyor
  • Portakaldan kat kat daha fazla C vitamini içeriyor
  • Yağlı karaciğer hastalıklarına karşı tedavi niteliğinde
  • Göz sağlığına çok yararlıdır
  • Gözlere havuçtan daha fazla olumlu etkisi mevcut
  • Yapılan araştırmalara göre sakinleştirici nitelikte
  • Hafızayı güçlendirir
  • DNA'yı koruyucu etkiye sahip
  • Lösemi ile savaşır
  • Fazla kilosu olan bireylerde kilo vermeye de büyük ölçüde yardımcı
  • Baş ağrısını ve sersemlik hissini önemli ölçüde azaltır
  • Uyku düzeninin oluşmasına yardımcı
  • Kanser hastalarında düzenli tüketim sonucu kanseri çok ciddi ölçüde ve hızda, yok edebildiği saptanmış




Görülüyor ki her derde deva niteliğinde Goji meyvesi. Kullanım önerisi olarak günde bir avuç tüketebileceğiniz söyleniyor. Ben hafızayı geliştirici özelliğinden dolayı üniversite sınavına hazırlandığım bir dönem keşfettim bu meyveyi. Araştırınca, pek çok muhteşem yanı olduğunu keşfettim. Şu ana kadar araştırdığım besinler içerisinde Goji'den daha fazla etki sağlayan bir  besine rastlamadım açıkcası. Tadından çok hoşlandığım söylenemez. Biraz sevimsiz bir tada sahip, en azından benim damak tadıma hitap etmiyor fakat çok yararlı besinlerin genelde çok hoş tada sahip olmadığı, çok hoş tada sahip gıdaların da genelde yapay ve zararlı olduğunu göz önüne alırsak, günde bir avuç goji hayli hayli tüketilir. 

Goji meyvesi genelde meyve hali yahut Goji suyu olarak çok tüketiliyor yurt dışında. Özellikle Çin'de pilavlara, çorbalara ve çeşitli yemeklere muhakkak goji de ilave ediyorlarmış (belki de bu bilimsel zeka buradan geliyordur?). Türkiye'de yetişmediği için burada meyvesini ve suyunu bulmak çoook zor. Türkiye'de genellikle kurutulmuş goji bulunuyor (fotoğrafta görmüş olduğunuz). Kurutulmuş gojinin de besin değerinin meyvesi ve suyu ile eş değer olduğunu belirtelim. Bu konuda şüpheniz olmasın.

Goji meyvesi kajudan çok daha pahalı (kaju fıstığına kırmızı yazıdan ulaşabilirsiniz). Goji'ye aktarlardan, namı diğer baharatçılardan ulaşabilirsiniz. Aktarlarda kilosunu 45 Tl ye satın alabilirsiniz. İnternet siparişlerinde ise kilosu 75 Tl yi dahi bulabiliyor. Pahalı oluşundan kilo ile alamıyorsanız, 100 gram , 200 gram şeklinde satın alabilirsiniz.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Kaju Fıstığı (Hint Fıstığı)

Bugün sağlık kategorisini açarken sizlere 'Hint Fıstığı' ismi ile de bilinen Kajudan bahsedeceğim. Son dönemlerde tükettiğim yiyeceklerin fayda ve zararlarını araştırmak gibi huylar edinmiştim. Araştırmalarımı sizlerle de paylaşmak isterim. Bir insanın hayatında sağlıktan daha değerli bir şey olamaz. Sağlığımızın kıymetini bilelim ve onu kaybetmemek için çaba gösterelim. :)



Öncelikle kajunun insan sağlığındaki öneminden bahsedelim. Faydaları saymakla bitmiyor bu güzel besinin. 

  • Kaju, içerdiği potasyum minerali sayesinde tansiyonu düşürücü bir özelliğe sahip
  • Kansere karşı direncimizin artmasında önemli bir yardımcımız
  • Gribe karşı koruyucu bir etkisi var
  • Şeker hastalığının gelişimini ve ilerlemesini önler
  • Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor
  • Hamile bayanlar için önemli bir demir minerali deposu konumunda
  • Vücudumuzdaki yaraların çabuk iyileşmesine yardımcı
  • Sperm hareketini arttırıyor
  • Adet dönemi gerginliğini azaltıyor
  • Kemik hastalıklarının gelişimini önlediği gibi kemiklerimizin güçlenmesine de yardımcı oluyor
  • Sinir ve kalp kaslarımızın daha sağlıklı çalışmasına destek niteliğinde
  • Vücut direncini arttırıyor
  • Vücudu metal zehirlenmelerinden koruyor
  • Büyüme ve gelişmeye olumlu bir etki yaratıyor



Bu kadar çok yarara sahip bir besini herkesin tüketmesi gerek. Bu yararların yanı sıra en önemli notlarımızdan birini belirtmemizde de fayda var;

Kaju çok yüksek bir kaloriye sahip. 35 gram kajuda yaklaşık olarak 201 kalori mevcut. Bu nedenle kajunun gereğinden çok tüketilmesi tavsiye edilmiyor. Kaju besinini tüketirken bu detayı aklımızdan çıkarmayalım.



Kaju, harika bir tada sahip. Çok sevdiğim bir fıstık türü. Keyifle tüketileceğinden eminim. Kajuyu çoğu markette paketler halinde bulabilmeniz mümkün. 150 gramlık paketi yaklaşık 5,20 tl fiyata sahip. Bu da kilosunun aldığınız yere göre 30-35 tl arasında bir değere sahip olacağını gösteriyor. Pahalı olmasının sebebinin, kajunun Türkiye'de yetişmemesi olduğunu düşünüyorum. Ana vatanı Brezilya toprakları olan kaju, Afrika ve Hindistan'da da yetişmektedir. Bizim topraklarımız kaju üretimine el verişli değil. Pahalı fakat sağlığa çok yararlı. Sağlık için, değer. :)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...